Hala şiddetin tanımını bile kafasında oturtamamış bir toplum oluşumuz cehaletimizden ileri geliyor. Şiddeti sınıflandırarak bazı şiddetler bazılarına göre daha önemli algısı oluşturarak şiddete daha da meyilli bir toplum oluşturuyoruz hep birlikte…
Biz bile çoğu zaman kadına şiddet diyoruz ne kadını insana hatta canlıya ve daha da ileri gidiyorum yaratılmış olan her türlü şiddete karşı net bir duruşumuz olmalı. Bu ülkede erkeğe de şiddet var hayvana da dağa, taşa da…
Örneğin bilinçsizce kesilen her bir ağaçta şiddete bir örnek olabilir öyle değil mi?
Mesele bu toplumun neden bu kadar şiddete meyilli olduğu meselesi bunun irdelenmesi lazım.
Tabi sadece irdelemek yetmez bunun çözümlerinin de ortaya konup uygulanması lazım
En temelde mesele eğitim ve ekonomi cahil bir toplumuz ve daha da acıklısı bunun farkında olmayan bir toplumuz, hiçlik aleminde çok şey olduğumuzu sanıyoruz.
Ekonomiye gelince milli gelirdeki adaletsizlik toplumun %80’inini yoksulluk sınırı altında yaşamak zorunda bırakıyor ve bu durum toplum sosyolojisini, psikolojisini bozuyor sonuç mu toplumsal vakalar farklı isimlerde nükseden…
Miras için babasını öldüren mi, ablasına kızıp yeğenine işkence eden mi, kuzenine tecavüz eden mi, kardeşini dolandıran mı, şarapçı olup bir köşede sızan mı, hayvanları öldürüp bunu kayda alan mı, ailesini katledip intihar eden mi… Daha yüzlerce vaka!
Bunların dışında bir sebepte robotlaşan hayatlar ve bu mekanik hayattan kalan bolca boş zaman…
Yapacak işi olmayanlar bir süre sonra ne yapacağını şaşırıyor. Bilgisayar, telefon, tablet derken hayatlarımız o küçük aletlere sığdırılmış zihinlerimiz, etrafımızı ve gerçek hayatı görmemizi engelliyor. Elbette teknolojinin nimetlerinden yararlanmak gerekir ama onun esiri olmak faydasından çok daha fazla zararlarını getirmektedir.
Teknolojiyle köleleştirilen toplumlarda bu yaşananlar normal çünkü insanı yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Yalnız yaşamaya alışan insan ise elindekinin, eşin, dostun, arkadaşın, ağacın, böceğin, çiçeğin dağın, taşın v.s sahip olduğu hiçbir şeyin kıymetini bilmez, bilemez hale geliyor.
Halbuki yaratılışımız gereği insan yalnız yaşayabilen bir varlık değil, dolayısıyla insanı buna zorladığınızda bu yaşananlarda normal bir hal alıyor…
Teknolojinin esiri olmaktan çıkıp, en azından cehaletimizle savaşmak için okumalıyız, okumalıyız, okumalıyız, yetmez okuduklarımızı araştırmalı idrak etmeli, idrak ettiklerimizi tatbik etmeliyiz…
Aksi halde kaybedecek bir şeyimiz kalmayacak tevafuken doğmuş mecburen yaşayan bir toplum halini alacağız…
Daha güzel sabahlara uyanmak için gönül köprüleri kuralım inşallah…

