1. Haberler
  2. Uncategorized
  3. YENİ DÜNYA DÜZENİ VE SÜSLÜMANLIK

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE SÜSLÜMANLIK

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Osmanlı’da 1700’lü yılların ortalarından başlayıp 1800’lerde belirginleşen ve Osmanlı’yı yıkıma götüren ağır bir erozyon başta da ruhsal ve ahlaki bir erozyonla başlayan sosyo-ekonomik çöküş devamında bir toplumun yeniden yazacağı destanla bir uyanışa dönüşse de bu durumu uzunca bir süre devam ettiremedi. 1700’lerin sonlarında başlayan o rehavet, başı boşluk, yozlaşma, yapılan siyasi askeri hatalar 3 kıtaya yayılmış bir cihan devletinin sonunu hazırlarken Genç Cumhuriyet’i de istenilen ivmeye ulaştıramadı.

Siyasetin yozlaşmış devletin kurumsallaşmasını tamamlayamamış olması bunda büyük rol oynasa da özellikle teknolojinin hayatlarımıza hızlı girişi zaten zihinsel yoksulluk yaşayan, cehaletin pençesine esir bırakılmış bir toplumu iyice özünden uzaklaştırdı.

Özellikle 1970’lerle yeniden bir dejenerasyon gözle görülür hale gelirken 1980’lerde yavaş yavaş hızlandı, 1990’ların sonlarına doğru ise teknolojinin hayatımızdaki hızına bağlı olarak öyle bir hal aldı ki artık bu durumu kanıksadık toplum olarak ve gün geldi 2000’lerle beraber bu dezenformasyon artık önüne geçilemeyen bir hal aldı.

Bugün sokakta 3 yaşından 93 yaşına kadar küfürsüz üç cümle kurabilen neredeyse hiç kalmadı, anne babaya saygı demode oldu, en basit örf adet kuralları yobazlık oldu, selam vermek birine hâl hatır sormak külfet oldu, toplumun ne kadar manevi değeri varsa yok oldu…

Öyle bir hale geldik ki bir kişi bir komşunun bir akrabasının ya da ihtiyaç sahibi birinin bir derdiyle ilgilense onu evliya zannediyoruz oysa sadece insan olmanın gereğini yapıyor.

Bugün dünyada 50’ye yakın Müslüman devlet var 1,8 milyar civarında Müslüman yaşadığı düşünülmektedir. Gelelim hakikat böyle mi tabii ki hayır.

Zira eğer olaya düz mantık bakarsak bu bilgiler doğrudur. Özellikle kişinin inancı Allah ile kendisi arasındadır.

Peki biz bu konuya bir devlet üzerinden bakacak olursak burada şunu görürüz. Eğer bir devlet İslam’a göre yani Kuran’da ki hükümlere göre yönetilecekse günümüz uygulamalarında böyle bir İslam Devleti yok zira öyle olsa en çok kan gözyaşı İslam coğrafyasında akar mıydı öyle değil mi?

Kişiler üzerinden bakarsak elbette samimi hasbi varoluş gayesine hâkim bu uğurda canla başla yaşayan gerçek müminler var. Eğer öyle olmasa dünya helak olur, zaten zira sınav bitmiş olurdu. Demek ki sınavın devamı için bu güzel insanlar dünyanın bir köşesinde varlıklarını sürdürüyorlar. Ama bu sayı çok çok az, bütün dünyadaki akan göz yaşının sebeplerinden biri de bu durum.

Gelelim ülkemize bakın can vatanımızda sorsan %90 ben Elhamdülillah Müslümanım der, desin Allah ile onun arasında ama Müslümanlık sadece namaz kılıp oruç tutmaktan ibaret olsaydı Eyüp el Ensari Hazretleri’nin İstanbul’da ne işi vardı. Elbette namaz farz, oruç farz ama bunların anlamlarının olabilmesi için gıybetten, yalandan, kötülüklerden uzak durmak gerekir, Müslümanım diyen biri nasılsın derken bile ibadet işleyen kişidir, laf olsun diye soran kişi değil.

Müslüman ilime, bilime kafa yorandır. Dünü bugününe eşit olan değil, bugünü dününden iyi olandır. Müslüman yaşadığı çevreye dünyaya değer katandır varoluş gayesine hakim olan hakkı bilip tatbik edip yol gösterendir. Bütün bunları yapmadan sadece namaz kıldım orucumu tuttum işime gidip geldim deyip günlük hayatını yaşayan kişinin inancını sorgulamak haddimiz olmamakla birlikte Kuran’a ve Kuran’ın söylediği yola uygun davranmadığı da aşikâr olacaktır.

Yani bir toplumda fitne, fesat, küfür, v.s gibi tüm alışkanlıklar olacak akşam evde Bihter’i Behlül’ü izleyecek, Esra Erol’da karmaşık ilişkiler ağını heyecanla takip edecek 12 şehit verildiği gün müzik dinleyip oyun oynayacak yada bir futbol müsabakası için birbirini yiyecek sonra ben Müslümanım diyecek…

Kusura bakmayın bu toplumun %15’i bile Müslüman değil %70’ten fazlası SÜSLÜMAN.

Yani sadece gösteriş ve dünyalık menfaatleri için yaşayan her türlü kirli çamaşırını İslamiyet’in temiz örtüsü altında saklayan kişilerdir.

Tedavi edemiyoruz bari teşhisi doğru koyalım.

Bu arada o çok korkulan şeriat yani Allah’ın kanunları ile yönetiliyor olsak adalet terazisi hiç şaşmaz padişahın oğlu da olsan, cumhurbaşkanı torunu da iş adamı ya da bakanın yeğeni de olsan adalet karşısında eşit olursun, paylaşımda adalet olur, yönetimde adalet olur, kimse sahipsiz kalmaz, Ateist inancının gereğini yaşar, Hristiyan kiliseye, Musevi tapınağına, Sünni camisine gider güven ve huzurla ibadetini eder İslamiyet hiçbir dinin, dilin, ırkın yaşam hakkını ihlal etmez. O yüzden aslında bugün korkulan o şeriat değil batının bize gösterdiği bir öcü masalı…

Peki bu kadar zeki, içinden binlerce alim çıkarmış bu toplum bugün bu oyunlara hala nasıl seyirci kalabiliyor. Oda sanırım Aziz Nesin’in dediği gibi bu toplumun yüzde meselesi…

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE SÜSLÜMANLIK
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481