1. Haberler
  2. Uncategorized
  3. 2024 ve SONRASI OLABİLECEK GELİŞMELER

2024 ve SONRASI OLABİLECEK GELİŞMELER

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Evrensel bilimin ışığında evrenin bir parçasını teşkil eden dünyadaki ekonomik sistem, global piyasa hareketleri ve bunlara ilişkin geliştirilen politikalar ile olan bağlantısına ilişkin teknik anlamda üretilen sistemlerin tasarlanması yönünde yapılan bilimsel araştırmalar devam ederken yapay zeka (AI) kuantum destekli bilgisayarlar gibi dijital teknolojilerin sağlayacağı katkılar devrim niteliği taşımakta olup, şaşırtıcı sonuçlara yol açmaya devam etmekte ve çıtayı daha da yukarılara taşımaktadır.

Bu anlamda günümüz teknolojisi ile birçok gelişmelerin yanı sıra en önemlisi kuantum bilgisayarlı yapay zeka ile desteklenmesi tasavvur edildiğinde bilim ve teknolojide inanılmaz atılımlar gerçekleştiği söz konusudur, her alanda olduğu gibi bu alanda da ABD ve Çin arasında amansız yarış devam etmektedir. Tıpkı nükleer enerjide olduğu gibi iyi ya da kötü amaçlar için kullanılabilmesi bu teknolojilerin de olumlu yönleri mevcut olduğu kadar aynı teknoloji kötü emeller için de kullanılması halinde nükleer enerjiden daha da tehlikeli olabileceğine bilim adamları siyasi otoritelerine önlemler almaları için her zaman uyarıda bulunmuşlar. Bu tip uyarılardan sonra tedbir almak ya da almamak Dünyayı yönetenlerin insafına kalmış bir durumdur.

Aslında kötü emellerden bağımsız düşünülecek olursak bilim insanlığın ortak paydası olup, tüm dünyada bilim adamları hangi ırk, kültür ya da inançtan olursa olsun beraberce ortak çalışma zemini bulabilmelidir. İşin içine güç ve strateji ya da politika girdiğinde durum farklılaşmakta, askeri kullanım amaçları ise işin rengini tamamen değiştirmektedir. Örneğin kuantum bilgisayar teknolojisinin kriptografi alanında siber amaçlı kullanılması halinde kozmik oda faciası gibi gizli tutulması gereken bilgiler için kullanıldığında Kırılamayacak şifre öğrenilmeyecek bilgi kalmayacaktır. Tabi böyle durumlara karşı yepyeni güvenlik sistem ve teknolojilerinin geliştirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Ancak geçiş safhasında birçok zorluklar çıkabilir örneğin Çin ile Anglo Saksonlar arasındaki amansız mücadelede kim önde olursa o ülke geleceğe yön vermede çok önemli avantaj elde edeceğini bilincindeler.

Çünkü dünyada ayrışma iki şekilde ilerleme kaydetmektedir: Tıpkı Ukrayna savaşı sonrası Batı ve Çin-Rusya ile sembolleşen Doğu – Batı arasındaki ayrışma aynı soğuk savaş dönemi gibi daha da belirginleşmiş ve bu ayrışım Gazze savaşı sırasında Batının gösterdiği kayıtsızlıkla zirveye çıkmıştır. ABD ile Çin arasında 2018 yılı içerisinde ortaya çıkan ve halende devam eden ticaret savaşı Asya pasifik üzerinde yoğunlaştığı gibi dünya üzerinde ki Devletler arasında da devam etmekte olan amansız mücadelenin negatif olarak kendini göstermesidir.

Diğer taraftan sembolleşen küreselciler ile ulusalcılar arasında devam eden. Ulusal akımlar ABD dahil tüm ülkeler bazında farklı gelişimler göstermesi. Küresel elitler sermayelerini yüksek gelir getiren fonlarda toplamış olmaları ve bu fonlardaki sermaye dünyada karşı konulamaz devasa boyutlara ulaşmış olması. Örneğin Pepsi ve Coca Cola rakip firmalar görünse de sahipleri aynı fonlardır. Tesla ’dan Microsoft’a kadar akla gelen ve dünyaya hükmeden tüm devasa firmalar bu fonlar bünyesinde toplanmıştır. Küresel elitler ülkeler bazında ulusal yapıları törpüleme politikaları izlemiş Türkiye’ de Balyoz, Ergenekon vs. gibi operasyonlarla kendini göstermiş. Ancak etki tepkiyi doğurur misali ABD, AB dahil ülkeden ülkeye farklılık gösteren ulusal politikalarla ortaya çıkmış gibi görünse de Batıya karşı Çin ile sembolleşen ulusal yapılar güç kazanmış durumdadır. Ancak küresel çıkar çatışmaları zamana göre farklılık gösterirken, kazanımları her zaman düz bir seyir izlemez çıkarları nerede varsa o yöne doğru zikzak çizerek hareket ederler başkada bir şey düşünemezler.

Batının yenidünya düzeni iddiası ve stratejilerine karşı varlıklarını sürdürme uğraşının sonucu olarak Çin ve Rusya öncülüğünde Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) kurulmuş ve bu kuruluş Hindistan ve Pakistan’ın da katılımıyla iyice güçlenmiş durumdadır. Bu gelişim aslında 21.yüzyılda dünya hakimiyetini Pasifik ekseni üzerinde amansız mücadele sonrası hatta 30’lu yıllarda ortaya çıkması gelecekte büyük bir savaş sonrası dünyanın yeniden şekilleneceğinin habercisi olarak görülebilir. Ancak ABD’nin F-35, Çin’in J-20, Rus Su 57 gibi beşinci Nesil savaş uçakları daha tam aktive edilmeden süper güçler 6.nesil savaş uçaklarının geliştirilmesine ilişkin prototip modelleri şimdiden ortaya koymuş vaziyetteler. Yerinde durmayan Anglo Sakson’lar 2030’larda ordularının %30’unu yapay zekalı robot askerler tarafından yönetebileceğini planlamakta olup Star Wars uzay teknolojileri gerçekleşme yolundadır. 2024 yılında Yeniden başlayan “Ay’a Yolculuk” kapsamında ABD Artemis Projesi ile 4 astronotu Ay’ın yörüngesine gönderme ve aya iniş programı bu teknolojik yarışta sembolik önem taşımaktadır.

Ancak iklim, çevre sorunları ve artan nüfusun özellikle Afrika’da yaratacağı göç, mülteci sorunu ile birlikte acı çeken dünyanın nükleer bir savaş tehlikesini asla kaldıramayacağı varsayımı karşısında Batı ve Doğu eksenlerinin bir şekilde soğuk savaş döneminde olduğu gibi uzlaşma yoluna gidebilecekleri zorunlu hale getirmiş olsa da ne kadarını başaracakları beli değil bu iş göründüğü gibi kolay olmayacaktır.  Ayrıca dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip Çin’de meydana gelebilecek ekonomik duraklama tüm Batı’yı da olumsuz etkileyeceği varsayımı, Batının karar vermede zorlandığı. Pasifik ekseni üzerindeki satranç tahtası Tayvan ve Ukrayna olmuşsa da dünyanın diğer ucunda nükleer silahlara sahip olan Kuzey Kore üzerinden de soğuk savaş devam etmesi ihtimal dahilindedir.

Ortak kapitalizmi ya da erdemli kapitalizm söylemleri hala geçerlidir. Ayrıca dünya nüfusunu yüzyılın sonuna doğru yarıya indirgemeye ilişkin planları ve piyasaya çıkarılacak olan etten süte kadar yapay gıdaların ne gibi rol oynayacağı merak konusu ve hala güncelliğini korumaktadır.

Cumhuriyetin yüzüncü yılını kutlayan ve artık G-20 içerisinde kalmakta zorlanan Türkiye Doğu ve Batı eksenleri arasında stratejik bir konumda olup, iki devasa dünya arasında özellikle savaş risklerine girmeden reel politikalarla yaşamını sürdürmek, popülizmden uzak durmak, üretim ve liyakate önem vermek zorundadır. 50’lerde Marshall planı adı altında ülkemizde zeytinyağı yerine yedirilen kanserojen Vita yağlarından Suriye, Irak, Libya ve Gazze’de yaşanan dramlar ve ülkemize sokulan güvenlik riskli 10 milyon üzeri mültecilere kadar yaşanan birçok olay ders niteliğindedir. Ancak yaşanmış her olumsuzluk bazen hayırlara da vesile olmuştur. Örneğin Türkiye’ye karşı uygulanan ambargolar ülkemizde zaten var olan büyük sanayi potansiyelini motive ederek özellikle savunma sanayinde önemli başarılara yol açmıştır. Bu başarı hikayesi ülkenin bel kemiğini teşkil eden sanayicilerin devletten yeteri teşvik, destek görmeleri ve motive olmaları durumunda daha büyük başarılara imza atabileceklerinin göstergesidir.

Saygılarımla…

2024 ve SONRASI OLABİLECEK GELİŞMELER
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481